Asrımızın Manevi Güneşi: Kutbu’l İrşad Şeyh Seyda Abdulğani el-Erzurumî (k.s.) kimdir?
Erzurum’un sinesinden doğup tüm Anadolu’yu ve gönül coğrafyamızı aydınlatan, Nakşibendi-Halidiye yolunun izzetli ve vakur temsilcisi, ilim deryası, edep ve haya timsali Şeyh Seyda Abdulğani Erzurumî Hazretleri, çağımızın manevi karanlıklarına bir kandil gibi doğmuş müstesna bir şahsiyettir.
Mübarek Doğumu ve İrfanla Yoğrulan Çocukluğu
1974 yılında Erzurum’un Aşkale topraklarını şereflendiren Seyda Hazretleri, daha ilk nefesinde bir kutlu davanın müjdecisi olmuştur. O, en büyük muallimi olan, iffet ve takva abidesi muhterem annesinin rahlesinde Kur’an-ı Kerim’i hatmederek ilim yoluna ilk adımı atmıştır. Babası Necati Efendi ise, evladını Allah dostlarının muhabbetiyle büyüten, nerede bir ilim talebesi görse ona kol kanat geren, Gavs-ı Kasrevi (k.s.) hazretlerine sadakatle bağlı bir gönül eridir. Bu asil aile yapısı, Seyda Hazretleri'nin ruhundaki o muazzam takva tohumlarının yeşermesine vesile olmuştur.
Manevi İncizab ve Şeyh Seyyid Muhammed Nurani (k.s.) Aşkı
Gençlik yıllarında dünya telaşından yüz çevirip ilahi aşka bende olan Abdulğani Efendi, zamanın kutbu Şeyh Seyyid Muhammed Nurani (k.s.) Hazretleri’nin kapısına vardığında, ruhu adeta aslına rücu etmiştir. Siirt’in Zokamır köyünde, seher vaktinde bir secde halindeyken kendinden geçip saatlerce vecd ve istiğrak denizinde yüzmesi, onun nasıl bir manevi donanıma sahip olduğunun ve Allah (cc) tarafından nasıl seçildiğinin en büyük nişanesidir.
İlim Dağarcığı ve Çileli Tahsil Yılları
O, sadece bir gönül sultanı değil, aynı zamanda kelamın, fıkıhın ve hadisin otoritesidir. 28 Şubat’ın karanlık ve baskıcı günlerinde bile azminden zerre taviz vermemiş; Doğu’nun en sert ve titiz âlimlerinden Molla Yasin Hazretleri'nin dizinin dibinde ilmin zirvelerine tırmanmıştır. Klasik medrese usulünün en zor metinlerini su gibi içmiş, Doğu’nun kadim ilim geleneğini ruhuna nakşetmiştir.
Hocaların Hocasından Alınan Kutlu Emanet
Mürşidi Seyyid Muhammed Nurani’nin vefatıyla hüzne gark olsa da, Allah (cc) onu sahipsiz bırakmamış ve karşısına "Hocaların Hocası" Alleme Şeyh Seyda Süleyman el-Kanusturi (k.s.) Hazretlerini çıkarmıştır. Şeyh Süleyman Hazretleri, ondaki bu fevkalade manevi yeteneği ve "ilm-i ledün" istidadını derhal fark ederek: "Emanetin bendedir, sen bu ümmete rehber olacaksın" buyurmuştur. 21 Mayıs 2014’te gerçekleşen o muazzam hilafet merasimi, sadece bir icazet değil, bir manevi sancak devridir.
Erzurum’un Gururu ve İrşadın Zirvesi
Aşkale’de devlet erkanının ve binlerce müridanın katılımıyla düzenlenen cübbe giyme töreni, yerin ve göğün adeta şahitlik ettiği bir düğün merasimi gibidir. Şeyh Seyda Abdulğani Hazretleri, o gün kendisine tevdi edilen bu ulvi vazifeyi, sırtında bir cihan yükü gibi ama bir peygamber ahlakının zarafetiyle taşımaya başlamıştır.
Cihanşümul Bir Dava: İKAME KÜLLİYESİ
Onun yegâne gayesi, İslam medeniyetinin o muhteşem ihtişamını yeniden diriltmek, Sünnet-i Seniyye’yi hayata hakim kılmaktır. Bu gaye doğrultusunda Bursa Gürsu’da yükselen İKAME Külliyesi (İslâm Kültürü Ahlakı Medeniyeti Eğitimi), sadece taştan ve betondan bir bina değil; geleceğin aslanlarının, vatanperver âlimlerin ve gönül sultanlarının yetişeceği bir darü'l-irfandır.
Netice-i Kelam
Şeyh Seyda Abdulğani el-Nakşibendi el-Erzurumî (k.s.), ahlakıyla asr-ı saadeti hatırlatan, heybetiyle düşmana korku, şefkatiyle mazluma umut olan bir Rabbani önderdir. O, düştüğü yerden kalkmaya çalışan bu aziz milletin manevi elinden tutan bir kurtuluş rehberidir.
Rabbimiz, bu mübarek zatın gölgesini üzerimizden eksik etmesin. Himmetlerini bizlere yar, yolunu bizlere nurlu eylesin. Amin!